31 Ağustos 2014 Pazar

KIRMIZI RENGİN ENERJİSİ

Feng Shui’de kırmızı kan ve yaşamın simgesidir. Gücü, devinimi, doygunluğu ve aşkı temsil eder. Çok güçlü bir enerji alanı olması nedeniyle olumsuz enerjileri uyarabilir, bu nedenle bu rengi kullanırken her renkte olduğu gibi aşırılığa kaçmadan denge ve renk tonları konusunda da dozunu ayarlamalıyız.
 
Kırmızı renk, doğru yönde ve yeterli derecede kullanıldığında kişiyi harekete, yaşama gücünü yükseltmeye yönlendirdiği gibi fazla ve yersiz kullanıldığında depresif ve negatif duyguları uyarabilir. Ani öfke patlamaları, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon gibi etkileri olabilir. Özellikle Ateş grubu insanları bu rengi çok dikkatli kullanmalıdırlar.
Bir mekana Feng Shui uygulaması yapılırken dozunda kırmızı renk negatif enerjiden korunmak ve pozitif enerji yaratmak için kullanılmalıdır. Bu nedenle Çin panoları ve kristal bağlama bantları, mutluluk ve uzun ömrün kırmızı kurdelesi, bambu flütleri ve pek çok objede canlı kırmızı renk kullanılır. Düşük tansiyon veya yorgunluk sorunu olanlar Feng Shui’ye göre kırmızı renk bir giysiyle sağlıklarında olumlu değişimler yaratabilirler..

 


Birbirinden farklı İnce hoş yüzüklerin farklı farklı ve bir çok parmağa takılması trendler arasında.


30 Ağustos 2014 Cumartesi

BİRAZ ZAMANDA YOLCULUĞA NE DERSİNİZ?


                    1920'LERİN "FINGER & MARCEL WAVES"SAÇ STİLİ ÇOK HOŞ!


29 Ağustos 2014 Cuma

AKROFONOLOJİ (Harflerin Enerjisi)

Evrende her şey bir enerjidir. Bunu biliyoruz. Maddenin var olma biçimi ve formu, onun enerjiden ibaret olduğu gerçeğini değiştirmez. Harfler ve rakamlar da birer enerji sembolleridir. İsim ve soyadlarımız bizim sahip olduğumuz ruhsal, fiziksel, duygusal ve zihinsel enerjilerimizi tanımlar. İsmimizle bize her hitap edildiğinde ortaya çıkan enerji bizi tüm enerji boyutlarında etkiler. Bazı harfler yüksek enerji güçleriyle bizi olumlu etkilerken bazı harfler ise tam tersine bizi olumsuz etkileyerek enerjimizi aşağıya çeker.
 
Dedelerimizin, ninelerimizin isimlerini çocuklarımıza koymak ne kadar doğrudur? Bunun çocuklarımız üzerindeki etkileri nelerdir? Atalarımızdan ve taşıdığımız onlara ait isimlerinin etkilerinden kurtulabilmek mümkün müdür? Hepsi ve daha fazlası isim analizi ile  mümkündür.
Günümüzde bir çok büyük marka ve markalaşma yolundaki şirketler bu enerjinin gücüne inanıyor ve isimlerini-markalarını analiz ettirerek oluşturuyorlar. Artık personel seçiminde de isim analizi yapan şirketler var ve hatta bu konuda bünyelerinde bir birim bile oluşturdular

SARI RENGİN ENERJİSİ

Feng Shui’ye göre tanrısallığın ve olgunluğun rengidir, altını, buğday başağını ve güneş ışığını temsil eder. Sarının altın, bal, bakır tonları olumlu etkilere sahiptir. Sarı renk giysi kalp çakrasının enerjiyi algılamasında yardımcı olur. Bu renk tonları mekanlarda doğru yerlerde ve uygun dozlarda kullanıldığında içinde yaşayanlara azim, bereket, maneviyatta yükselme, algı yeteneğinde güçlenme, canlılık, güven, sıcaklık ve iyimserlik getirir. Koyu tonlarının yoğun olarak kullanılması ise hırs, açgözlülük, yalan, iftira, asılsız söylentiler ve tehlikeyi hayatınıza davet edebilir. Fazla ve yerinde kullanılmayan sarı renk, asabiyet, gerginlik ve korku enerjisi yayar. Bu nedenledir ki insanlar içgüdüsel olarak yoğun sarı renk kullanmaktan kaçınır. Sarı sıcak bir renk olduğu için mekan dizaynlarında tercih edilebilir. Kullanıldığı alana sıcak ve aydınlık bir enerji yayar. Kullanılması en çok tercih edilen alanlar mutfaklar ve öğrencilerin odalarıdır. Aydınlatmada sarı ışık kullanılacaksa yanıp-sönen sarı ışık kullanılmamalı, çünkü epilepsi krizlerini tetikleyebilir.
 

28 Ağustos 2014 Perşembe

RENKLER VE ENERJİLERİ

Her rengin bir enerjisi olduğunu biliyor muydunuz? 
Doğru rengin pek çok hastalığı iyileştirici olduğu düşünülmektedir.
Göğüs kanseri teşhisi konan ünlü pop yıldızı Kylie Minogue ameliyat için yattığı hastanedeki odasını pembeye boyattı ve baştan sona pembe objelerle süsledi. İlk çocuğuna hamile olan Britney Spears da son klibinde pembeler içinde çıktı seyircinin karşısına. Öyle ki Hummer cipinin koltuk döşemeleri bile pembeydi. Her iki yıldızın da pembeyi tercih etmesinin altında bu rengin taşıdığı enerji yatıyor.
Duygunun ve saf sevginin rengi olan, hayallerin ve korunma duygusunun pekişmesini sağlayan pembenin aynı zamanda ağrıları hafifletme gibi bir özelliği de bulunuyor. Renk terapisi; renklerin bedenle dengesini, enerjisini kurarak zihinsel, fiziksel, ruhsal ve duygusal anlamda rahatlama sağlıyor. Bu terapinin geçmişi çok eskilere dayanıyor.
Tibet”te, Uzakdoğu”da yüzlerce yıl önce uygulanmaya başlanan terapi, zamanla daha bilimsel bir potaya taşınmış ve renk dalga boylarının insan bedeni üzerinde ciddi etkilere sahip olduğu ortaya çıkmış. İnsanların günlük hayatlarında giydiği, kullandığı renklerin ruh hallerini ortaya koyduğu, yaşam stillerini anlattığı belirlenmiş.

27 Ağustos 2014 Çarşamba

BUGÜNKÜ KONUMUZ "BİYOFOTON" VÜCUDUNUZ IŞIK SAÇIYOR MU?

                                   
                        
İnsan vücudu kelimenin tam anlamıyla “ışık saçıyor”. Araştırma sonucuna göre, bu ışığın frekansı insan gözünün tespit edebileceği frekansın 100,000’de biri. Yani çıplak gözle görmemiz mümkün değil. Bu durum sadece insan vücuduna dair değil tabi ki. Yaşayan her canlı, frekansı değişse de etrafa sürekli ışık yayıyor.
Bu durumu gözlemlemek için, Japon bilim adamları son derece hassas kameralar kullanarak 5
sağlıklı kişinin bedenini tamamen karanlık bir odada gözlemlediler.
 
 
Sonuçlara göre, vücut ışığı gün içinde değişik frekanslarda azalıp artmakta. Örneğin sabah saat 10’da bu ışık en düşük seviyesindeyken, akşam üstü saat 4 civarında en yüksek frekansa ulaşıyor. Bu durumda vücudun yaydığı ışığın, metabolik ritme göre azalıp arttığını söylebiliriz. Yüzün vücudun geri kalanından daha fazla ışık yaymasını da, yüzümüzün gün boyunca daha fazla gün ışığına maruz kalmasıyla açıklayabiliriz.
Geleneksel Uzakdoğu felsefesi ve alternatif tıp biliminde “hayat enerjisi ya da aura” üzerine yazılmış pek çok kitapta da bu olgudan bahsedilir. Görünen o ki, modern tıp eskilerin keşfettiği gerçeklerle daha yeni yeni tanışıyor…

Günümüzde tıp bilim dünyasında sağlam adımlarla yükselişe geçen yeni anlayışa göre, “iyileşme” kimyasal reaksiyonlardan ziyade fiziksel olgulara dayanıyor. Bizde henüz resmi tanımı bile olmayan, ancak batı dünyasında “Naturopath” olarak adlandırılan, doğal yöntemlerle hastalıkları iyileştirmeyi gaye edinen sağlık uzmanları yaygın olarak bu yaklaşımı kullanırlar. Bu sağlık uzmanlarına göre, insan vücudu dokular, kan damarları ve organların toplamının yanısıra, “Chi” denilen hayat enerjisinden oluşur.

 
 Bu enerji, vücutta “meridyen” denilen belli kanallar aracılığıyla taşınır. Bu meridyen noktaları fiziksel olarak, masaj yoluyla uyarıldığında bu noktalardan geçen enerji akımı düzenlenir. Bu da, iç organların işlevlerini etkiler. Akapunktur da aynı temele dayanır. Modern tıpta henüz kabul görmemesine rağmen, “enerji tıbbı” meridyen bölgelerine uygulanan yöntemlerle pek çok hastalığın belirtilerini hafifletiyor.
Vücudun yaydığı düşük frekanslı ışığın, hassas kameralar ile tespit edilmesi yöntemiyle pek çok hastalığın daha oluşum aşamasında gözlemlenebileceğine inanılıyor. Japonya’nın Kyoto Üniversitesinde bu konuda araştırmalar yapan Dr. Hitoshi Okamura, vücut yüzeyinde beliren ışığın incelenmesi sayesinde tüm vücudun kondisyonu hakkında genel fikire varılabileceğini belirtiyor.

“Elektrodermal tarama” adı verilen yöntemle, deri tabakasının üzerinden geçen elektrik akımı ölçülerek, vücudun enerji yayılımı ve dengesi hakkında fikir ediliniyor. Eğer meridyen noktalarında dengesizlik görülürse, masaj terapisi ve bitkisel ilaç tedavisi yoluyla vücut normal dengesine geri getiriliyor.
Modern tıbbın ağır olarak ilaç tedavisine dayanması nedeniyle, günümüzde pek çok insan kendini doğal yöntemlerin ellerine teslim etmeyi çare olarak görmeye başlıyor. Bu nedenle, alternatif Çin Tıp biliminde ihtisas yapan doktorların sayısı gün geçtikçe artmakta.